You're so quiet
çok sessizsin
But it doesn't faze me
ama bu beni şaşırtmıyor
You're on time
çok dakiksin
You move so fast, makes me feel lazy
öyle hızlı hareket ediyorsun, kendimi tembel hissettiriyor
Let's join forces
haydi güç birliği yapalım
We've got our guns and horses
atlarımı ve silahlarımız var
I know you've been burned
yakıldığını biliyorum
But every fire is a lesson learned
ama her ateş öğrenilen bir derstir
I left my house
evimi terk ettim
Left my clothes
kıyafetlerimi bıraktım
Door wide open
kapı tamamen açık bıraktım
Heaven knows
Tanrı biliyor
You're so worth it, you are
sen buna değersin, değersin
But I wish I could feel it all for you
ama keşke senin için onu tamamen hissedebilseydim
I wish I could be it all for you
keşke senin için hepsi olabilseydim
If I could erase the pain
acıyı silebilseydim
Maybe you'd feel the same
belki aynı hissedebilirdin
I'd do it all for you
senin için hepsini yapardım
I would [x4]
yapardım
Let's tie words
haydi kelimeleri bağlayalım
'Cause they amount to nothing
çünkü hiçbirşey etmiyorlar
Play it down
bunu küçümse
Pretend you can't take what you've found
bulduğunu alamazsın gibi rol yap
But you found me
ama beni buldun
On a screen you sit at permanently
karşısında sürekli oturduğun ekranda
I left my house
evimi terk ettim
Left my clothes
kıyafetlerimi bıraktım
Door wide open
kapı tamamen açık bıraktım
Heaven knows
Tanrı biliyor
You're so worth it, you are
sen buna değersin, değersin
But I wish I could feel it all for you
ama keşke senin için onu tamamen hissedebilseydim
I wish I could be it all for you
keşke senin için hepsi olabilseydim
If I could erase the pain
acıyı silebilseydim
Maybe you'd feel the same
belki aynı hissedebilirdin
I'd do it all for you
senin için hepsini yapardım
I would [x4]
yapardım
It's time to come clean
açıkça konuşma zamanı
And make sense of everything
ve herşeyin mantıklı gelmesinin
It's time that we found out who we are
kim olduğumuzu ortaya çıkarma zamanı
Cause when I'm standing here in the dark
çünkü ben burada karanlıkta dururken
I see your face in every star
her yıldızda senin yüzünü görüyorum
But I wish I could feel it all for you
ama keşke senin için onu tamamen hissedebilseydim
I wish I could be it all for you
keşke senin için hepsi olabilseydim
If I could erase the pain
acıyı silebilseydim
Maybe you'd feel the same
belki aynı hissedebilirdin
I'd do it all for you
senin için hepsini yapardım
I would [x4]
yapardım
I'd do it all for you, I'd do it all for you [x4],
senin için hepsini yapardım, senin için hepsini yapardım
One hand on this wily comet,
Bir elim bu kurnaz kuyruklu yıldızın üzerinde
Take a drink just to give me some weight,
Sadece kendime biraz cesaret vermek için bir içki alırım
Some uber-man I'd make,
Biraz insan üstü bir şey olacaktım
I'm barely a vapor
Ben ancak bir buharım
They shone a chlorine light on,
Bir klorun ışığında parladılar
A host of individual sins,
Bir yığın şahsi günah
Let's carve my aging face off,
Haydi,ihtiyarlayan yüzümü yontalım
Fetch us a knife,
Git bize bir bıçak getir
Start with my eyes,
Gözlerimden başla
Down so the lines,
Böyle çizgilerden aşağı in
Form a grimacing smile,
Yüzünü buruşturan bir gülümseme oluştur
Close your eyes to corral a virtue,
Üstün bir nitelik yakalamak için gözlerini kapat
Is this fooling anyone else?
Bu,başkasını aptal yerine koymak mı ?
Never worked so long and hard,
Bir başarısızlığı örtmek için asla
To cement a failure,
Böyle uzun ve sıkı çalışmadım
We can blow on our thumbs and posture,
Her şey yolundaymış ve dik duruyormuşuz gibi görünebiliriz
But the lonely is such delicate things,
Ama yalnız olanlar o kadar hassas şeylerdir ki
The wind from a wasp could blow them,
Yaban arısın(ın kanatların)dan kaynaklanan bir rüzgar onları,
Into the sea, with stones on their feet,
Ayaklarındaki taşlarla birlikte denize uçurabilir
Lost to the light and the loving we need,
İhtiyacımız olan sevgi ve ışığı kaybettik
Still to come the worst part and you know it,
Daima en kötü tarafı gelir ve sen bunu biliyorsun
There is a numbnessIn your heart and it's growing
Kalbinde bir duygusuzluk var ve bu büyüyor
With burnt sage and a forest of by gones,
Yanmış adaçayı ve geçmişte kalan orman üzerinde
I click my heels,
Topuklarımı şaklatıyorum
Get the devils in line,
Sıradaki şeytanları alıyorum
A list of things I could lay the blame on,
Suçu başkasının üzerine atabildiğim şeylerin bir listesi
Might give me a way out,
Bana bir çıkış yolu sağlayabilir
But with each turn,
Ama her dönüşte
It’s this front and center,
Bu cephe ve orta kısım
Like a dart stuck square in your eye,
Tam gözüne saplanmış bir ok gibi
Every post you can hitch your faith on,
İnancını bağlayabildiğin her yer
Is a pie in the sky,
Gökyüzündeki bir cennettir
Chock full of lies,
Yalanlarla dopdolu
A tool we devise,
Düşen taşları havalandırmak için
To make sinking stones fly,
İcat ettiğimiz bir alet
Still to come the worst part and you know it,
Daima en kötü tarafı gelir ve sen bunu biliyorsun
There is a numbness in your heart and it's growing.
Kalbinde bir duygusuzluk var ve bu büyüyor
I won’t comment on your words or the silence in your curse,
Sözcüklerine ya da lanetli sessizliğine yorum yapmayacağım
I won’t count the times we tried for a stranger life,
Yabancı bir yaşamı denediğimiz zamanları saymayacağım
I won’t criticise your thoughts or your appetite for war,
Düşüncelerini ya da kavga için açlığını eleştirmeyeceğim
I won’t calculate your chance of a fine romance,
Mükemmel bir aşk için şansını hesaplamayacağım
But I do know that sometimes we just spiral through life
Ama çok iyi biliyorum ki bazen yaşamın içinde dönüp duruyoruz
and I’m staggered by the pace as you turn my way
ve yönümü çevirmenden düşecek kadar sersemledim
And we move like actors on a burning mattress
ve yanan bir yatakta aktörler gibi hareket ediyoruz
And we're bold like tattoos in the crowded avenues,
ve ikimiz de sokaklardaki dövmeler gibi cesuruz
And I’m falling, falling like a song she's calling
ve ben düşüyorum, düşüyorum onun söylediği bir şarkı gibi
And I’m falling, falling like a song
ve ben düşüyorum, düşüyorum bir şarkı gibi
I won't entertain your claims, your belligerent exchange,
İddialarını, kavgacı değişimini kabul etmeyeceğim
I'm not shattered by yours charms my blue-veined one,
Cazibenle dağılmadım benim soğuk kanlı birtanem
I don't need to be the last of the horrors of your past,
Geçmişindeki kabusların sonuncusu olmama gerek yok
I've not sympathy for love, it's a weapon that you have
Aşka sempatim yok, aşk senin sahip olduğun bir silah
But I do know that sometimes we just spiral through life
Ama çok iyi biliyorum ki bazen yaşamın içinde dönüp duruyoruz
and I’m staggered by the pace as you turn my way
ve yönümü çevirmenden düşecek kadar sersemledim
And we move like actors on a burning mattress
ve yanan bir yatakta aktörler gibi hareket ediyoruz
And we're bold like tattoos in the crowded avenues,
ve ikimiz de sokaklardaki dövmeler gibi cesuruz
And I’m falling, falling like a song she's calling
ve ben düşüyorum, düşüyorum onun söylediği bir şarkı gibi
And I’m falling, falling like a song
ve ben düşüyorum, düşüyorum bir şarkı gibi
I may know the word
belki kelimeyi biliyorum
but not say it
ama söylemiyorum
I may know the truth
belki gerçeği biliyorum
but not face
ama yüzleşmiyorum
I may hear a sound
belki bir ses duyuyorum
a whisper, sacred & profound
bir fısıltı, kutsal ve derin
but turn my head
ama başımı çevirmiyorum
indifferent
kaygısız
I may know the word
belki kelimeyi biliyorum
but not say it
ama söylemiyorum
I may love the fruit
meyveyi sevebilirim
but not taste it
ama tatmıyorum
I may know the way
belki yolunu biliyorum
to comfort & to soothe
rahatlatmanın ve sakinleştirmenin
a worried face
endişeli bir yüzü
but fold my hands
kollarımı kavuşturoyum
indifferent
kaygısız
If I'm on my knees
eğer dizlerimin üstündeysem
I'm begging now
yalvarıyorsam şimdi
if I'm on my knees
eğer dizlerimin üstündeysem
groping in the dark
karanlıkta kekeliyorsam
I'd be praying for deliverance
kurtuluş için dua ederdim
from the night into the day
geceden gündüze
but it's all gray here
ama burası tamamen gri
it's all gray to me
bana göre gri
I may know the word
belki kelimeyi biliyorum
but not say it
ama söylemiyorum
this may be the time
bu zamanı olabilir
but I might waste it
ama onu harcayabilirim
this may be the hour
bu saati olabilir
something move me
Bir şey beni harekete geçirsin
someone prove me wrong
birisi hatalı olduğumu ispatlasın
before night comes
gece gelmeden önce
with indifference
kaygısızlıkla
If I'm on my knees
eğer dizlerimin üstündeysem
I'm begging now
yalvarıyorsam şimdi
if I'm on my knees
eğer dizlerimin üstündeysem
groping in the dark
karanlıkta kekeliyorsam
I'd be praying for deliverance
kurtuluş için dua ederdim
from the night into the day
geceden gündüze
but it's all gray here
ama burası tamamen gri
it's all gray to me
bana göre gri
I recognize the walls inside
içimdeki duvarları tanıyorum
I recognize them all
hepsini tanıyorum
I've paced between them
aralarından yürüdüm
chasing demons down
şeytanları kovalarken
until they fall
onlar düşene kadar
in fitful sleep
uykuya
enough to keep their strength
güçlerini toplamalarına yetecek kadar
enough to crawl
sürünmeye yetecek kadar
into my head
kafamın içine
with tangled threads
karışmış tehditlerle
they riddle me to solve
çözümlemem için beni delik deşik ediyorlar
Again & again & again
tekrar ve tekrar ve tekrar
Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
50 Cent (Verse 1) :
Yeahh Op..Pis bir adamdan pis zengin bir adama dönüştüm
Adamım duygular değişir yani asla bir fahişeye güvenemem
Zencileri TV ye çıkarmayı denedim,
Onlar alt üst ettiler ve tükürdüler..
Tam yüzümde,Game and Buck,ikiside penise dil attılar,
Şimdi onları duyduğunda bu kulağa diğer boklar gibi gelebilir
Çünkü ben artık yazmıyorum,Onlar hitler üretemiyorlar,
Mükemmellikten çok uzağım,öğrendiğim çok ders var
Eğer para tüm kötülüklerin anası ise bunu duymuştum..
Ne yapmam gerekirse onu yapıyorum
Ben bir yazarım,ben bir dövüşçüyüm,ben girişimci bir iş adamıyım
Yeni çaylak manevralarımı izle..Bu senin için ne ?
Bu parça içki katarak yaptığım..Bu basitten daha iyi
Bu benim Recovery'im,benim geri dönüşüm...
Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
Eminem Verse :
Sen dedikodunu yapıp kendi kadehinden yudumlarken,
Ben boktan barakalarda oturup bıçağımı biliyordum..
Birkaç intikam şerbeti yudumlanıyor..
Tat alma duyularım bu Spaghettiyi püskürtmeye hazır,
Ya da bu Spaghettiyi-bile mi demeliydim ?
Sanırım sen siktiğimin köftelerini unutmaya devam ediyorsun..
Bitirdiğimi düşündü,orospu çocuğu bu sadece başlangıç.
Tekrar başının etini yiyor,tam bir pezevenk
Siktir..Kimi rencide ediyor ?
Senin vokal kortunda bağıracak ve onlara sahip olacak,
Fahişeler beni prize taktı siktiğimin duvarı 3000 volt elektrik ile..
Şimdi diğerlerini al ve onları çöpe at sonra da şunun tüylerini yol
Orospu çocuklarının her biri senin göz çukurlarının içinde
Çünkü sonunda onları görebildiğini düşünmüştüm lanet olası
Bu sana sesini ayarlamayı öğretecek senin saksoların benim için bir seçenek..
Kanımı koydum, terim ve gözyaşlarım bu bokun içinde
Sikiyim sakinleşiyorum, sonunda tekrar bana bahis oynadığın için pişman olacaksın
Her dakika yakalanacakmışım gibi hissettirir,
Evet, yine oluyor
Aynı olan lanet herkesin hakkında düşündüğüm bu fahişe kadar oldukları, ama 50 !
Çünkü bütün bildiğim bu, bu gitmemin neden çok zor olduğunun sebebi
Tanrı 'nın üstüne yemin ederim ki herkesin bildiğinden daha fazla kalbimi ve ruhumu bunun içine koydum
Ben sıkıştım, bu yüzden bütün yaptığım rap, ama her zaman rap yapınca daha fazla sıkıştım
Ve kendi rap doğrum bu hayalin içinde, oh oh, sanırım bu hayal sarılınacak şey
Bu bir kısır döngü gibi, hayatım krizde
Tanrım, ben yapmışım gibi bu bokun çıkageleceğini nasıl bilebilirdim ki?
Tekrar psikopat oluyormuşum gibi hissettiriyor,
Ve sadece çılgına dönebilirdim,Lanet olsun !!!
Neredeyse Recovery albümünü hiç yapmamış olmayı diliyorum,çocuklar
Çünkü bu çemberin içinde koşturuyorum yanımda...
Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
50 Cent (Verse 2) :
Çocukluğumdan beri bu kadar sikik şaşkınlık yaşamadım
40 milyon civarında kaset sattım, insanlar ne yaptığımı unuttu.
Belki bu benim için, belki
Bekli sözde çılgına dönmem gerekirdi
Belki bunu sabahın üçünde Shady gibi yaparım
Psikopat katil, Michael Myers (katil karakteri),
Ateşliyim çakmak gibi,
Tryna aynı klasik söyler, kıçına tekmeyi yedi
.Şerefsiz adam, başını bir plastiğin içine sar
Amcık,tabutunu seç, kurtçuklarla kir şekerlemesi
Bu trajik, bu üzücü bu
Asla bitmeyecek, şimdi biz tekrar bir numarayız
Yüzündeki o asık ifade ile ve kalbin nefretle dolu
Kabul et, Saygı göster
Bu, Tanrı 'nın akciğerlerdeki hava gibi bana verdiği bir hediyeve bununla beraber bütün kahrolası şeyler..
Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
I'm talking, I'm talking
Konuşuyorum, konuşuyorum
I believe in the power of love
Aşkın gücüne inanıyorum
I'm singing, I'm singing
Söylüyorum, söylüyorum
I believe that you can rescue me
Beni kurtarabileceğine inanıyorum
With you I'm not a little girl, with you I'm not a man
Seninle küçük bir kız değilim, seninle bir erkek değilim
When all the hurt inside of me comes out, you understand
İçimdeki tüm acılar ortaya çıktığında, beni anlıyorsun
You see that I'm ferocious, you see that I am weak
Vahşi olduğumu görüyorsun, güçsüz olduğumu görüyorsun
You see that I am silly, and pretentious and a freak
Aptal olduğumu, gösterişçi ve bir ucube olduğumu görüyorsun
But I don't feel too strange for you
Ama senin için tuhaf hissetmiyorum
Don't know exactly what you do
Tam olarak ne yaptığını bilmiyorum
I think when love is pure you try
Sanırım aşk saf olduğunda deniyorsun
To understand the reasons why
Sebepleri anlamayı
And I prefer this mystery
Ve bu gizemi tercih ediyorum
It cancels out my misery
Üzüntümü götürüyor
And gives me hope that there could be
Ve bana umut veriyor beni seven
A person that loves me
Birinin olabileceğine dair
Rescue me [rescue me, it's hard to believe]
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor]
Your love has given me hope
Aşkın bana ümit verdi
Rescue me [rescue me, it's hard to believe]
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor]
I'm drowning, baby throw out your rope
Boğuluyorum, bebeğim bana ipini at
With you I'm not a fascist, can't play you like a toy
Seninle bir faşist değilim, seninle bir oyuncak gibi oynayamam
And when I need to dominate, you're not my little boy
Ve hükmetmeye ne zaman ihtiyacım olsa, benim küçük oğlum değilsin
You see that I am hungry for a life of understanding
Hayatı anlamaya ne kadar aç olduğumu görüyorsun
And you forgive my angry little heart when she's demanding
Ve ilgi istediğinde benim küçük kızgın kalbimi bağışlıyorsun
You bring me to my knees while I'm scratching out the eyes
Bana diz çöktürtüyorsun, gözlerini oyduğum zaman
Of a world I want to conquer, and deliver, and despise
fethetmek istediğim, teslim ettiğim ve küçük gördüğüm dünyanın
And right while I am kneeling there
Ve tam orada diz çökerken
I suddenly begin to care
Aniden endişe etmeye başlıyorum
And understand that there could be
Ve anlamaya başlıyorum beni seven
A person that loves me
Birinin olabileceğini
Love is understanding
Aşk anlamaktır
It's hard to believe life can be so demanding
İnanması zor hayat çok talepkar olabiliyor
I'm sending out an S.O.S.
Bir yardım çağrısı yolluyorum
Stop me from drowning baby I'll do the rest
Boğulmamı durdur bebeğim gerisini ben yapacağım
Rescue me [rescue me, it's hard to believe]
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor]
Your love has given me hope
Aşkın bana ümit verdi
Rescue me [rescue me, it's hard to believe]
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor]
I'm drowning, baby throw out your rope
Boğuluyorum, bebeğim bana ipini at
Ooh ahh, ooh ahh, love is understanding
Aşk anlamaktır
Ooh ahh, ooh ahh, love is understanding
Aşk anlamaktır
It's not my business to decide
Karar vermek benim işim değil
How good you are for me
Benim için ne kadar iyi olduğuna
How valuable you are
Ne kadar değerli olduğuna
And what the world can see
Ve dünyanın ne görebileceğine
Only that you try to understand me
Sadece beni anlamaya çalışıyorsun
And have the courage to love me for me
Ve beni ben olduğum için sevecek cesarete sahipsin
I believe [I believe in the power]
İnanıyorum [güce inanıyorum ]
I believe that you can rescue me
Beni kurtarabileceğine inanıyorum
I'm singing I believe
Söylüyorum inanıyorum
I believe that you can rescue me
Beni kurtarabileceğine inanıyorum
I'm singing, I'm singing, I'm singing
Söylüyorum, söylüyorum, söylüyorum
I believe that you can rescue me
Beni kurtarabileceğine inanıyorum
I'm talking, I'm talking
Konuşuyorum, konuşuyorum
I believe in the power of love
Aşkın gücüne inanıyorum
I'm singing, I'm singing, I believe
Söylüyorum, Söylüyorum, inanıyorum
I believe that you can rescue me
Beni kurtarabileceğine inanıyorum
Hey hey, hey hey
R.E.S.C.U.E. me
K.U.R.T.A.R. beni
Only you can rescue me
Sadece sen beni kurtarabilirsin
Hey hey, hey...
On va pas manquer d'ambition
Tutkudan yoksun olmayacağız
De hauteur, de suspension
Yücelikten,ara vermekten
Des poings tendus au plafond
Yukarıya kaldırılmış yumruklardan
On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim
On va pas manquer d'émissions
Yayınlardan yoksun olmayacağız
De scandales en sensations
Heyecan uyandıran skandallardan
Des produits en action
Çalışmakta olan ürünlerden
On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim
C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil sadece yer yokluğudur
Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten
C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil sadece yer yokluğudur
Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten
On va pas manquer de réflections
Mevsimlerin aynalarındaki yansımalardan
Sur les miroirs des saisons
Yoksun olmayacağız
Du soleil qui tourne en rond
Durmadan dönen güneşten
On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim
On va pas manquer d'illusions
Hayallerden yoksun olmayacağız
De tours du monde en ballon
Balonla dünya turlarından
Des avions à réaction
Jet uçaklarından
On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim
C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil sadece yer yokluğudur
Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten
C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil sadece yer yokluğudur
Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten
On va pas manquer de gazon
Çimenden yoksun olmayacağız
De piscines devant la maison
Evin önündeki havuzlardan
Des dimanches chez Tonton
Amcanın evindeki Pazar günlerinden
On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim
On va pas manque de poumon
Akciğerlerden yoksun olmayacağız
De trophées de natation
Yüzme madalyalarından
Des champions en crampons
Kramponlu şampiyonlardan
On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim
C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil sadece yer yokluğudur
Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten
C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil sadece yer yokluğudur
Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten