22 Mart 2013 Cuma

Ellie Goulding - Guns and Horses (Türkçe Çeviri) (Dinle)


You're so quiet
çok sessizsin
But it doesn't faze me
ama bu beni şaşırtmıyor
You're on time
çok dakiksin
You move so fast, makes me feel lazy
öyle hızlı hareket ediyorsun, kendimi tembel hissettiriyor
 
Let's join forces
haydi güç birliği yapalım
We've got our guns and horses
atlarımı ve silahlarımız var
I know you've been burned
yakıldığını biliyorum
But every fire is a lesson learned
ama her ateş öğrenilen bir derstir
 
I left my house
evimi terk ettim
Left my clothes
kıyafetlerimi bıraktım
Door wide open
kapı tamamen açık bıraktım
Heaven knows
Tanrı biliyor
You're so worth it, you are
sen buna değersin,  değersin
 
But I wish I could feel it all for you
ama keşke senin için onu tamamen hissedebilseydim
I wish I could be it all for you
keşke senin için hepsi olabilseydim
If I could erase the pain
acıyı silebilseydim
Maybe you'd feel the same
belki aynı hissedebilirdin
I'd do it all for you
senin için hepsini yapardım
I would [x4]
yapardım
 
Let's tie words
haydi kelimeleri bağlayalım
'Cause they amount to nothing
çünkü hiçbirşey etmiyorlar
Play it down
bunu küçümse
Pretend you can't take what you've found
bulduğunu alamazsın gibi rol yap
But you found me
ama beni buldun
On a screen you sit at permanently
karşısında sürekli oturduğun ekranda
 
I left my house
evimi terk ettim
Left my clothes
kıyafetlerimi bıraktım
Door wide open
kapı tamamen açık bıraktım
Heaven knows
Tanrı biliyor
You're so worth it, you are
sen buna değersin,  değersin
 
But I wish I could feel it all for you
ama keşke senin için onu tamamen hissedebilseydim
I wish I could be it all for you
keşke senin için hepsi olabilseydim
If I could erase the pain
acıyı silebilseydim
Maybe you'd feel the same
belki aynı hissedebilirdin
I'd do it all for you
senin için hepsini yapardım
I would [x4]
yapardım
 
It's time to come clean
açıkça konuşma zamanı
And make sense of everything
ve herşeyin mantıklı gelmesinin
It's time that we found out who we are
kim olduğumuzu ortaya çıkarma zamanı
Cause when I'm standing here in the dark
çünkü ben burada karanlıkta dururken
I see your face in every star
her yıldızda senin yüzünü görüyorum
 
But I wish I could feel it all for you
ama keşke senin için onu tamamen hissedebilseydim
I wish I could be it all for you
keşke senin için hepsi olabilseydim
If I could erase the pain
acıyı silebilseydim
Maybe you'd feel the same
belki aynı hissedebilirdin
I'd do it all for you
senin için hepsini yapardım
I would [x4]
yapardım
I'd do it all for you, I'd do it all for you [x4],
senin için hepsini yapardım, senin için hepsini yapardım
 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

The Shins - A Comet Appears (Türkçe Çeviri) (Dinle)


One hand on this wily comet,
Bir elim bu kurnaz kuyruklu yıldızın üzerinde

Take a drink just to give me some weight,
Sadece kendime biraz cesaret vermek için bir içki alırım

Some uber-man I'd make,
Biraz insan üstü bir şey  olacaktım

I'm barely a vapor
Ben ancak bir buharım

They shone a chlorine light on,
Bir klorun ışığında parladılar

A host of individual sins,
Bir yığın şahsi günah

Let's carve my aging face off,
Haydi,ihtiyarlayan yüzümü yontalım

Fetch us a knife,
Git bize bir bıçak getir

Start with my eyes,
Gözlerimden başla

Down so the lines,
Böyle çizgilerden aşağı in

Form a grimacing smile,
Yüzünü buruşturan bir gülümseme oluştur

Close your eyes to corral a virtue,
Üstün bir nitelik yakalamak için gözlerini kapat

Is this fooling anyone else?
Bu,başkasını aptal yerine koymak mı ?

Never worked so long and hard,
Bir başarısızlığı örtmek için asla

To cement a failure,
Böyle uzun ve sıkı çalışmadım

We can blow on our thumbs and posture,
Her şey yolundaymış ve dik duruyormuşuz gibi görünebiliriz

But the lonely is such delicate things,
Ama yalnız olanlar o kadar hassas şeylerdir ki

The wind from a wasp could blow them,
Yaban arısın(ın kanatların)dan kaynaklanan bir rüzgar onları,

Into the sea, with stones on their feet,
Ayaklarındaki  taşlarla birlikte denize uçurabilir

Lost to the light and the loving we need,
İhtiyacımız olan sevgi ve ışığı kaybettik

Still to come the worst part and you know it,
Daima en kötü tarafı gelir ve sen bunu biliyorsun

There is a numbnessIn your heart  and it's growing
Kalbinde bir duygusuzluk var ve bu büyüyor

With burnt sage and a forest of by gones,
Yanmış adaçayı ve geçmişte kalan orman üzerinde

I click my heels,
Topuklarımı şaklatıyorum

Get the devils in line,
Sıradaki şeytanları alıyorum

A list of things I could lay the blame on,
Suçu başkasının üzerine atabildiğim şeylerin bir listesi

Might give me a way out,
Bana bir çıkış yolu sağlayabilir

But with each turn,
Ama her dönüşte

It’s this  front and center,
Bu cephe ve orta kısım

Like a dart stuck square in your eye,
Tam gözüne saplanmış bir ok gibi

Every post you can hitch your faith on,
İnancını bağlayabildiğin her yer

Is a pie in the sky,
Gökyüzündeki bir cennettir

Chock full of lies,
Yalanlarla dopdolu

A tool we devise,
Düşen taşları havalandırmak için

To make sinking stones fly,
İcat ettiğimiz bir alet

Still to come the worst part and you know it,
Daima en kötü tarafı gelir ve sen bunu biliyorsun

There is a numbness in your heart and it's growing.
Kalbinde bir duygusuzluk var ve bu büyüyor 
 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Brett Anderson - Actors (Türkçe Çeviri) (Dinle)


I won’t comment on your words or the silence in your curse,
Sözcüklerine ya da lanetli sessizliğine yorum yapmayacağım 
I won’t count the times we tried for a stranger life,
Yabancı bir yaşamı denediğimiz zamanları saymayacağım
I won’t criticise your thoughts or your appetite for war,
Düşüncelerini ya da kavga için açlığını eleştirmeyeceğim
I won’t calculate your chance of a fine romance,
Mükemmel bir aşk için şansını hesaplamayacağım
But I do know that sometimes we just spiral through life 
Ama çok iyi biliyorum ki bazen yaşamın içinde dönüp duruyoruz
and I’m staggered by the pace as you turn my way
ve yönümü çevirmenden düşecek kadar sersemledim

And we move like actors on a burning mattress
ve yanan bir yatakta aktörler gibi hareket ediyoruz
And we're bold like tattoos in the crowded avenues,
ve ikimiz de sokaklardaki dövmeler gibi cesuruz
And I’m falling, falling like a song she's calling
ve ben düşüyorum, düşüyorum onun söylediği bir şarkı gibi
And I’m falling, falling like a song
ve ben düşüyorum, düşüyorum bir şarkı gibi

I won't entertain your claims, your belligerent exchange,
İddialarını, kavgacı değişimini kabul etmeyeceğim
I'm not shattered by yours charms my blue-veined one,
Cazibenle dağılmadım benim soğuk kanlı birtanem
I don't need to be the last of the horrors of your past,
Geçmişindeki kabusların sonuncusu olmama gerek yok
I've not sympathy for love, it's a weapon that you have 
Aşka sempatim yok, aşk senin sahip olduğun bir silah
But I do know that sometimes we just spiral through life 
Ama çok iyi biliyorum ki bazen yaşamın içinde dönüp duruyoruz
and I’m staggered by the pace as you turn my way
ve yönümü çevirmenden düşecek kadar sersemledim

And we move like actors on a burning mattress
ve yanan bir yatakta aktörler gibi hareket ediyoruz
And we're bold like tattoos in the crowded avenues,
ve ikimiz de sokaklardaki dövmeler gibi cesuruz
And I’m falling, falling like a song she's calling
ve ben düşüyorum, düşüyorum onun söylediği bir şarkı gibi
And I’m falling, falling like a song
ve ben düşüyorum, düşüyorum bir şarkı gibi
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Natalie Merchant - I May Know The Word (Türkçe Çeviri) (Dinle)


I may know the word 
belki kelimeyi biliyorum
but not say it 
ama söylemiyorum
I may know the truth 
belki gerçeği biliyorum
but not face 
ama yüzleşmiyorum

I may hear a sound 
belki bir ses duyuyorum
a whisper, sacred & profound 
bir fısıltı, kutsal ve derin
but turn my head 
ama başımı çevirmiyorum
indifferent 
kaygısız

I may know the word 
belki kelimeyi biliyorum
but not say it 
ama söylemiyorum
I may love the fruit 
meyveyi sevebilirim
but not taste it 
ama tatmıyorum
I may know the way 
belki yolunu biliyorum
to comfort & to soothe 
rahatlatmanın ve sakinleştirmenin
a worried face 
endişeli bir yüzü
but fold my hands 
kollarımı kavuşturoyum
indifferent 
kaygısız

If I'm on my knees 
eğer dizlerimin üstündeysem
I'm begging now 
yalvarıyorsam şimdi
if I'm on my knees 
eğer dizlerimin üstündeysem
groping in the dark 
karanlıkta kekeliyorsam
I'd be praying for deliverance 
kurtuluş için dua ederdim
from the night into the day 
geceden gündüze
but it's all gray here 
ama burası tamamen gri
it's all gray to me 
bana göre gri

I may know the word 
belki kelimeyi biliyorum
but not say it 
ama söylemiyorum
this may be the time 
bu zamanı olabilir
but I might waste it 
ama onu harcayabilirim
this may be the hour 
bu saati olabilir
something move me 
Bir şey beni harekete geçirsin
someone prove me wrong 
birisi hatalı olduğumu ispatlasın
before night comes 
gece gelmeden önce
with indifference 
kaygısızlıkla

If I'm on my knees 
eğer dizlerimin üstündeysem
I'm begging now 
yalvarıyorsam şimdi
if I'm on my knees 
eğer dizlerimin üstündeysem
groping in the dark 
karanlıkta kekeliyorsam
I'd be praying for deliverance 
kurtuluş için dua ederdim
from the night into the day 
geceden gündüze
but it's all gray here 
ama burası tamamen gri
it's all gray to me 
bana göre gri 

I recognize the walls inside 
içimdeki duvarları tanıyorum
I recognize them all 
hepsini tanıyorum
I've paced between them 
aralarından yürüdüm
chasing demons down 
şeytanları kovalarken
until they fall 
onlar düşene kadar
in fitful sleep 
uykuya
enough to keep their strength 
güçlerini toplamalarına yetecek kadar
enough to crawl 
sürünmeye yetecek kadar
into my head 
kafamın içine
with tangled threads 
karışmış tehditlerle
they riddle me to solve 
çözümlemem için beni delik deşik ediyorlar

Again & again & again 
tekrar ve tekrar ve tekrar 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

50 Cent - My Life (ft. Eminem & Adam Levine) (Türkçe Çeviri) (Dinle)



Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
 
50 Cent (Verse 1) :
Yeahh Op..Pis bir adamdan pis zengin bir adama dönüştüm
Adamım duygular değişir yani asla bir fahişeye güvenemem
Zencileri TV ye çıkarmayı denedim,
Onlar alt üst ettiler ve tükürdüler..
Tam yüzümde,Game and Buck,ikiside penise dil attılar,
Şimdi onları duyduğunda bu kulağa diğer boklar gibi gelebilir
Çünkü ben artık yazmıyorum,Onlar hitler üretemiyorlar,
Mükemmellikten çok uzağım,öğrendiğim çok ders var
Eğer para tüm kötülüklerin anası ise bunu duymuştum..
Ne yapmam gerekirse onu yapıyorum
Ben bir yazarım,ben bir dövüşçüyüm,ben girişimci bir iş adamıyım
Yeni çaylak manevralarımı izle..Bu senin için ne ?
Bu parça içki katarak yaptığım..Bu basitten daha iyi
Bu benim Recovery'im,benim geri dönüşüm...
 
Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
 
Eminem Verse :
Sen dedikodunu yapıp kendi kadehinden yudumlarken,
Ben boktan barakalarda oturup bıçağımı biliyordum..
Birkaç intikam şerbeti yudumlanıyor..
Tat alma duyularım bu Spaghettiyi püskürtmeye hazır,
Ya da bu Spaghettiyi-bile mi demeliydim ?
Sanırım sen siktiğimin köftelerini unutmaya devam ediyorsun..
Bitirdiğimi düşündü,orospu çocuğu bu sadece başlangıç.
Tekrar başının etini yiyor,tam bir pezevenk
Siktir..Kimi rencide ediyor ?
Senin vokal kortunda bağıracak ve onlara sahip olacak,
Fahişeler beni prize taktı siktiğimin duvarı 3000 volt elektrik ile..
Şimdi diğerlerini al ve onları çöpe at sonra da şunun tüylerini yol
Orospu çocuklarının her biri senin göz çukurlarının içinde
Çünkü sonunda onları görebildiğini düşünmüştüm lanet olası
Bu sana sesini ayarlamayı öğretecek senin saksoların benim için bir seçenek..
Kanımı koydum, terim ve gözyaşlarım bu bokun içinde
Sikiyim sakinleşiyorum, sonunda tekrar bana bahis oynadığın için pişman olacaksın
Her dakika yakalanacakmışım gibi hissettirir,
Evet, yine oluyor
Aynı olan lanet herkesin hakkında düşündüğüm bu fahişe kadar oldukları, ama 50 !
Çünkü bütün bildiğim bu, bu gitmemin neden çok zor olduğunun sebebi
Tanrı 'nın üstüne yemin ederim ki herkesin bildiğinden daha fazla kalbimi ve ruhumu bunun içine koydum
Ben sıkıştım, bu yüzden bütün yaptığım rap, ama her zaman rap yapınca daha fazla sıkıştım
Ve kendi rap doğrum bu hayalin içinde, oh oh, sanırım bu hayal sarılınacak şey
Bu bir kısır döngü gibi, hayatım krizde
Tanrım, ben yapmışım gibi bu bokun çıkageleceğini nasıl bilebilirdim ki?
Tekrar psikopat oluyormuşum gibi hissettiriyor,
Ve sadece çılgına dönebilirdim,Lanet olsun !!!
Neredeyse Recovery albümünü hiç yapmamış olmayı diliyorum,çocuklar
Çünkü bu çemberin içinde koşturuyorum yanımda...
 
Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
 
50 Cent (Verse 2) :
Çocukluğumdan beri bu kadar sikik şaşkınlık yaşamadım
40 milyon civarında kaset sattım, insanlar ne yaptığımı unuttu.
Belki bu benim için, belki
Bekli sözde çılgına dönmem gerekirdi
Belki bunu sabahın üçünde Shady gibi yaparım
Psikopat katil, Michael Myers (katil karakteri),
Ateşliyim çakmak gibi,
Tryna aynı klasik söyler, kıçına tekmeyi yedi
.Şerefsiz adam, başını bir plastiğin içine sar
Amcık,tabutunu seç, kurtçuklarla kir şekerlemesi
Bu trajik, bu üzücü bu
Asla bitmeyecek, şimdi biz tekrar bir numarayız
Yüzündeki o asık ifade ile ve kalbin nefretle dolu
Kabul et, Saygı göster
Bu, Tanrı 'nın akciğerlerdeki hava gibi bana verdiği bir hediyeve bununla beraber bütün kahrolası şeyler..
 
Adam Levine (Nakarat) :
Benim hayatım,Benim hayatım
Kaçıp gitmek istememi sağlıyor,
Ama gidebileceğim hiç bir yer yok,hiçbir yer..
Çok fazla karışıklık var,Bu sanki bir ilüzyon gibi
Sanki bir film gibi gidecek yerim yok.
Kaçıp saklanacağım hiç biryer yok..
Farketmez ne kadar zor olsada deniyorum..
 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Madonna - Rescue Me (Türkçe Çeviri) (Dinle)


I'm talking, I'm talking 
Konuşuyorum, konuşuyorum 
I believe in the power of love 
Aşkın gücüne inanıyorum 
I'm singing, I'm singing 
Söylüyorum, söylüyorum 
I believe that you can rescue me 
Beni kurtarabileceğine inanıyorum 

With you I'm not a little girl, with you I'm not a man 
Seninle küçük bir kız değilim, seninle bir erkek değilim 
When all the hurt inside of me comes out, you understand 
İçimdeki tüm acılar ortaya çıktığında, beni anlıyorsun 
You see that I'm ferocious, you see that I am weak 
Vahşi olduğumu görüyorsun, güçsüz olduğumu görüyorsun 
You see that I am silly, and pretentious and a freak 
Aptal olduğumu, gösterişçi ve bir ucube olduğumu görüyorsun

But I don't feel too strange for you 
Ama senin için tuhaf hissetmiyorum 
Don't know exactly what you do 
Tam olarak ne yaptığını bilmiyorum 
I think when love is pure you try 
Sanırım aşk saf olduğunda deniyorsun 
To understand the reasons why 
Sebepleri anlamayı
And I prefer this mystery 
Ve bu gizemi tercih ediyorum 
It cancels out my misery 
Üzüntümü götürüyor 
And gives me hope that there could be 
Ve bana umut veriyor beni seven
A person that loves me 
Birinin olabileceğine dair

Rescue me [rescue me, it's hard to believe] 
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor] 
Your love has given me hope 
Aşkın bana ümit verdi 
Rescue me [rescue me, it's hard to believe] 
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor] 
I'm drowning, baby throw out your rope 
Boğuluyorum, bebeğim bana ipini at 

With you I'm not a fascist, can't play you like a toy 
Seninle bir faşist değilim, seninle bir oyuncak gibi oynayamam 
And when I need to dominate, you're not my little boy 
Ve hükmetmeye ne zaman ihtiyacım olsa, benim küçük oğlum değilsin 
You see that I am hungry for a life of understanding 
Hayatı anlamaya ne kadar aç olduğumu görüyorsun 
And you forgive my angry little heart when she's demanding 
Ve ilgi istediğinde benim küçük kızgın kalbimi bağışlıyorsun 
You bring me to my knees while I'm scratching out the eyes 
Bana diz çöktürtüyorsun, gözlerini oyduğum zaman
Of a world I want to conquer, and deliver, and despise 
fethetmek istediğim, teslim ettiğim ve küçük gördüğüm dünyanın
And right while I am kneeling there 
Ve tam orada diz çökerken
I suddenly begin to care 
Aniden endişe etmeye başlıyorum 
And understand that there could be 
Ve anlamaya başlıyorum beni seven
A person that loves me 
Birinin olabileceğini

Love is understanding 
Aşk anlamaktır 
It's hard to believe life can be so demanding 
İnanması zor hayat çok talepkar olabiliyor
I'm sending out an S.O.S. 
Bir yardım çağrısı yolluyorum 
Stop me from drowning baby I'll do the rest 
Boğulmamı durdur bebeğim gerisini ben yapacağım 

Rescue me [rescue me, it's hard to believe] 
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor] 
Your love has given me hope 
Aşkın bana ümit verdi 
Rescue me [rescue me, it's hard to believe] 
Kurtar beni [kurtar beni, inanması zor] 
I'm drowning, baby throw out your rope 
Boğuluyorum, bebeğim bana ipini at 

Ooh ahh, ooh ahh, love is understanding 
Aşk anlamaktır 
Ooh ahh, ooh ahh, love is understanding 
Aşk anlamaktır 

It's not my business to decide 
Karar vermek benim işim değil 
How good you are for me 
Benim için ne kadar iyi olduğuna
How valuable you are 
Ne kadar değerli olduğuna
And what the world can see 
Ve dünyanın ne görebileceğine
Only that you try to understand me 
Sadece beni anlamaya çalışıyorsun
And have the courage to love me for me 
Ve beni ben olduğum için sevecek cesarete sahipsin 

I believe [I believe in the power] 
İnanıyorum [güce inanıyorum ] 
I believe that you can rescue me 
Beni kurtarabileceğine inanıyorum 

I'm singing I believe 
Söylüyorum inanıyorum 
I believe that you can rescue me 
Beni kurtarabileceğine inanıyorum 
I'm singing, I'm singing, I'm singing 
Söylüyorum, söylüyorum, söylüyorum 
I believe that you can rescue me 
Beni kurtarabileceğine inanıyorum 

I'm talking, I'm talking 
Konuşuyorum, konuşuyorum 
I believe in the power of love 
Aşkın gücüne inanıyorum 

I'm singing, I'm singing, I believe 
Söylüyorum, Söylüyorum, inanıyorum
I believe that you can rescue me 
Beni kurtarabileceğine inanıyorum 

Hey hey, hey hey 

R.E.S.C.U.E. me 
K.U.R.T.A.R. beni 
Only you can rescue me 
Sadece sen beni kurtarabilirsin 
Hey hey, hey... 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Carrousel - Le Manque De Place (Türkçe Çeviri) (Dinle)

On va pas manquer d'ambition
Tutkudan yoksun olmayacağız

De hauteur, de suspension
Yücelikten,ara vermekten

Des poings tendus au plafond
Yukarıya kaldırılmış yumruklardan

On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim

On va pas manquer d'émissions
Yayınlardan yoksun olmayacağız

De scandales en sensations
Heyecan uyandıran skandallardan

Des produits en action
Çalışmakta olan ürünlerden

On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim

C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil  sadece yer yokluğudur

Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten

C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil  sadece yer yokluğudur

Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten

On va pas manquer de réflections
Mevsimlerin aynalarındaki  yansımalardan

Sur les miroirs des saisons
Yoksun olmayacağız

Du soleil qui tourne en rond
Durmadan dönen güneşten

On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim

On va pas manquer d'illusions
Hayallerden yoksun olmayacağız

De tours du monde en ballon
Balonla dünya turlarından

Des avions à réaction
Jet uçaklarından

On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim

C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil  sadece yer yokluğudur

Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten

C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil  sadece yer yokluğudur

Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten

On va pas manquer de gazon
Çimenden yoksun olmayacağız

De piscines devant la maison
Evin önündeki havuzlardan

Des dimanches chez Tonton
Amcanın evindeki Pazar günlerinden

On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim

On va pas manque de poumon
Akciğerlerden yoksun olmayacağız

De trophées de natation
Yüzme madalyalarından

Des champions en crampons
Kramponlu şampiyonlardan

On en a même d'occasion
kelepir bir tane var bile bizim

C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil  sadece yer yokluğudur

Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten

C'est pas la classe, juste le manque de place
Bu,sınıf değil  sadece yer yokluğudur

Qui nous menace, nous pousse à l'impasse
Bizi tehdit eden,bizi çıkmaz sokağa iten
 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com