27 Ekim 2012 Cumartesi

Taylor Swift - I Knew You Were Trouble (Türkçe Çeviri) (Dinle)


Once upon time
- Bir zamanlar
A few mistakes ago
- Birkaç hata önce
I was in your sights
- Senin görüş alanındaydım
You got me alone
- Beni tek başıma yakaladın
You found me
- Beni buldun
You found me
- Beni buldun
You bound me
- Beni bağladın

I guess you didn't care
- Sanırım sen umursamadın
And I guess I liked that
- Ve sanırım bunu sevdim
And when I fell hard
- Ve ben sana aşık olduğumda
You took a step back
- Adımını geri çektin
Without me, without me, without me
- Bensiz, bensiz, bensiz

And he's long gone
- Ve o benim yanımda değildi aslında
When he's next to me
- Benim yanımdayken
And I realize the blame is on me
- Ve anladım ki suç bende

Cause I knew you were trouble when you walked in
- Çünkü senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım.
So shame on me now
- O yüzden utanmalıyım şuanda
Flew me to places i'd never been
- Hiç bulunmadığım yerlere uçurdun beni
So you put me down oh
- O yüzden beni üzen sendin.
I knew you were trouble when you walked in
- Senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım
So shame on me now
- O yüzden utanmalıyım şuanda
Flew me to places i'd never been
- Hiç bulunmadığım yerlere uçurdun beni
Now i'm lying on the cold hard ground
- Şimdi soğuk sert yerde yatıyorum
Oh, oh, trouble, trouble, trouble
- Oh, oh, sorun, sorun, sorun
Oh, oh, trouble, trouble, trouble
- Oh, oh, sorun, sorun, sorun

No apologies
- Hiç özür dilenmeyecek,
He'll never see you cry
- Seni ağlarken hiç görmeyecek
Pretend he doesn't know
- Bilmiyormuş gibi davranacak,
That he's the reason why
- İşte senin boğuluyor, boğuluyor, boğuluyor 
You're drowning, you're drowning, you're drowning
- Olmanın sebebi o.

And I heard you moved on
- Ve beni unuttuğunu duydum,
From whispers on the street
- Caddelerdeki fısıltıdan.
A new notch in your belt
- Senin hayatındaki küçük bir kaç sorun
Is all I'll ever be
- Olabileceğim tek şeydi,
And now I see, now I see, now I see
- Ve şimdi görüyorumki, görüyorumki, görüyorumki
He was long gone
- O uzun zamandır kayıptı
When he met me
- Benimle tanıştığında,
And I realize the joke is on me
- Ve anladımki gülünecek durumda olan benim.

Cause I knew you were trouble when you walked in
- Çünkü senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım.
So shame on me now
- O yüzden utanmalıyım şuanda
Flew me to places i'd never been
- Hiç bulunmadığım yerlere uçurdun beni
So you put me down oh
- O yüzden beni üzen sendin.
I knew you were trouble when you walked in
- Senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım
So shame on me now
- O yüzden utanmalıyım şuanda
Flew me to places i'd never been
- Hiç bulunmadığım yerlere uçurdun beni
Now i'm lying on the cold hard ground
- Şimdi soğuk sert yerde yatıyorum
Oh, oh, trouble, trouble, trouble
- Oh, oh, sorun, sorun, sorun
Oh, oh, trouble, trouble, trouble
- Oh, oh, sorun, sorun, sorun

When your saddest fear comes creeping in
- Beni hiç sevmediğin, veya onu, veya birini, veya birşeyi,
That you never loved me or her or anyone or anything
- Korkusu yavaşça aklına geldiğinde,
Yeah
- Evet.

I knew you were trouble when you walked in
- Senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım.
So shame on me now
- O yüzden utanmalıyım şuanda
Flew me to places i'd never been
- Hiç bulunmadığım yerlere uçurdun beni
So you put me down oh
- O yüzden beni üzen sendin.
I knew you were trouble when you walked in
- Senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım
So shame on me now
- O yüzden utanmalıyım şuanda
Flew me to places i'd never been
- Hiç bulunmadığım yerlere uçurdun beni
Now i'm lying on the cold hard ground
- Şimdi soğuk sert yerde yatıyorum
Oh, oh, trouble, trouble, trouble
- Oh, oh, sorun, sorun, sorun
Oh, oh, trouble, trouble, trouble
- Oh, oh, sorun, sorun, sorun

I knew you were trouble when you walked in
- Senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım
Trouble, trouble, trouble
- Sorun, sorun, sorun
I knew you were trouble when you walked in
- Senin sorun olduğunu ilk geldiğinde anlamıştım
Trouble, trouble, trouble!
- Sorun, sorun, sorun
 
 kaynak: sarkicevirileri.com
 

David Guetta - She Wolf (Falling To Pieces) ft. Sia (Türkçe Çeviri) (Dinle)


She Wolf
A shot in the dark
A past, lost in space
And where do I start
The past, and the chase
You want to be gone
Like a wolf, a predator
I feel like a deer in the light
Your love be in that frozen time
Hungry for that flesh of mine
But I can`t compete with the she wolf, who has brought me to my knees
What do you see in those yellow eyes
Cause i`m falling to pieces
I`m falling to pieces
I`m falling to pieces
I`m falling to pieces
Falling to pieces
Your love be in that frozen time
Hungry for that flesh of mine
But I can`t compete with the she wolf, who has brought me to my knees
What do you see in those yellow eyes
Cause i`m falling to pieces
I`m falling to pieces
I`m falling to pieces
I`m falling to pieces
Falling to pieces

Dişi Kurt
Karanlıkta bir ateş
Bir geçmiş,boşlukta kaybolan
Ve nerede başlasam
Geçmiş,ve kovalamaca
Gitmiş olmayı isterdin
Bir kurt gibi,yırtıcı
Işıkta ki bir geyik gibi hissediyorum
Aşkın o donmuş zamanda
Benim etime aç
Ama beni dizlerimin üzerine getiren dişi kurtla savaşamam
Bu sarı gözlerde ne görüyorsun?
Çünkü ben parçalara ayrılıyorum
Ben parçalara ayrılıyorum
Ben parçalara ayrılıyorum
Ben parçalara ayrılıyorum
Parçalara ayrılıyorum
Aşkın o donmuş zamanda
Benim etime aç
Ama beni dizlerimin üzerine getiren dişi kurtla savaşamam
Bu sarı gözlerde ne görüyorsun?
Çünkü ben parçalara ayrılıyorum
Ben parçalara ayrılıyorum
Ben parçalara ayrılıyorum
Ben parçalara ayrılıyorum
Parçalara ayrılıyorum


kaynak: sarkicevirileri.com

The Saturdays - I Say Ok (Türkçe Çeviri) (Dinle)


As I walk into club at night
Gece vakti,ben kulüpten içeri girerken

I can feel the burn of hungry eyes
Aç gözlerin yanıp tutuşmasını hissedebiliyorum

They love to look me up and down like
Bana baştan aşağı bakmayı seviyorlar gibi

And everyone's exposing talent 
Ve herkes yeteneklerini sergiliyor

like some freaking beauty pageant
Kahrolası bazı güzellik yarışmaları gibi

So I flung the crown onto the ground
Bu yüzden (güzellik kraliçesi)tacı(nı) yere fırlattım

And I ripped up the sash
Ve kuşağı parçaladım

And I traded the ball gown for a LBD and a bunch of cash
Ve balo kıyafetimi küçük siyah bir elbise ve bir miktar parayla takas ettim

But you bet that I kept my heels on
Ama topuklarımı çalışır halde tuttuğuma bahse girersin

When I went up to dance
Dansa kalktığım zaman

And the whispers around with a frown
Ve bir kaş çatmayla birlikte etraftaki fısıltılar

Sayin' girl that ain't pretty
Şu kızın güzel olmadığını söylüyor

Hey, then I'd rather be ugly
Hey,öyleyse çirkin olmayı tercih ederim

Baby I say ok, just as long as I love me
Bebeğim tamam diyorum,sadece kendimi sevdiğim sürece

Baby I say ok
Bebeğim tamam diyorum

(I don't give a sshh! Don't give a damn)
(Ben umursamıyorum ! sen de takma )

I say ok (come and lay it on me if you can)
Tamam diyorum (gel ve yapabiliyorsan beni pohpohla)

Baby I say ok
Bebeğim tamam diyorum

(I don't give a sshh! Don't really care)
(Ben umursamıyorum !gerçekten önem verme)

I say ok (come and lay it on me if you dare)
Tamam diyorum (gel ve cesaret ediyorsan beni pohpohla)

Sure, you gotta love an atitude
Elbette,bir davranışı sevmek zorundasın

But this scene is steaming up with rude
Ama bu olay saygısızlık yüzünden öfkelendiriyor

Poser posing like a fashion shoot
Model,moda çekimi gibi poz veriyor

And everyone is dishin' fouls
Ve herkes kurallara aykırı servis yapıyor

Like they're freakin' Simon Cowell
Simon Cowell’ı *çılgına döndürüyorlar gibi

So I flung the crown onto the ground
Bu yüzden (güzellik kraliçesi)tacı(nı) yere fırlattım

And I ripped up the sash
Ve kuşağı parçaladım

And I traded the ball gown for a LBD and a bunch of cash
Ve balo kıyafetimi küçük siyah bir elbise ve bir miktar parayla takas ettim

But you bet that I kept my heels on
Ama topuklarımı çalışır halde tuttuğuma bahse girersin

When I went up to dance
Dansa kalktığım zaman

And the whispers around with a frown
Ve bir kaş çatmayla birlikte etraftaki fısıltılar

Sayin' girl that ain't pretty
Şu kızın güzel olmadığını söylüyor

Hey, then I'd rather be ugly
Hey,öyleyse çirkin olmayı tercih ederim

Baby I say ok, just as long as I love me
Bebeğim  tamam diyorum,sadece kendimi sevdiğim sürece

Baby I say ok
Bebeğim tamam diyorum

(I don't give a sshh! Don't give a damn)
(Ben umursamıyorum ! sen de takma )

I say ok (come and lay it on me if you can)
Tamam diyorum (gel ve yapabiliyorsan beni pohpohla)

Baby I say ok
Bebeğim tamam diyorum

(I don't give a sshh! Don't really care)
(Ben umursamıyorum !gerçekten önem verme)

I say ok (come and lay it on me if you dare)
Tamam diyorum (gel ve cesaret ediyorsan beni pohpohla)

Cause I can feel the kick drum in my body like a heart beat
Çünkü  davul vuruşunu kalp atışı gibi vücudumda hissedebiliyorum

And it's somewhere deep inside
Ve o davul vuruşu içimde derin bir yerde

That dirty bass I lose me
Şu iğrenç kalın ses,kendimi kaybediyorum

In corner of my eye I saw someone falling off their seat
Gözümün bir köşesinde koltuklarından düşen birilerini gördüm

And the whispers around with a frown
Ve bir kaş çatmayla birlikte etraftaki fısıltılar

Sayin' girl that ain't pretty
Şu kızın güzel olmadığını söylüyor

Hey, then I'd rather be ugly
Hey,öyleyse çirkin olmayı tercih ederim

Baby I say ok, just as long as I love me
Bebeğim  tamam diyorum,sadece kendimi sevdiğim sürece

Baby I say ok
Bebeğim tamam diyorum

(I don't give a sshh! Don't give a damn)
(Ben umursamıyorum ! sen de takma )

I say ok (come and lay it on me if you can)
Tamam diyorum (gel ve yapabiliyorsan beni pohpohla)

Baby I say ok
Bebeğim tamam diyorum

(I don't give a sshh! Don't really care)
(Ben umursamıyorum !gerçekten önem verme)

I say ok (come and lay it on me if you dare) [x2]
Tamam diyorum (gel ve cesaret ediyorsan beni pohpohla)

* Simon Cowell :İngiliz televizyonlarında yaptığı programlarla tanınan bir prodüktör.
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Serge Gainsbourg - Le Poinçonneur des Lilas (Türkçe Çeviri) (Dinle)


J´suis l´poinçonneur des Lilas
Ben,Lilas istasyonunda* bilet kontrol memuruyum

Le gars qu´on croise et qu´on n´ regarde pas
İnsanların karşılaştığı ve bakmadığı adamım ben

Y a pas d´soleil sous la terre
Metroda  Güneş yok

Drôle de croisière
Tuhaf  bir gezinti

Pour tuer l´ennui j´ai dans ma veste
Can sıkıntısını gidermek için ceketimde

Les extraits du Reader’s  Digest
Reader’s Digest’ten* özetler  var

Et dans c´bouquin y a écrit
Ve bu dergide adamların

Que des gars s´la coulent douce à Miami
Benim zevzeklik ettiğim bu süre içinde

Pendant c´temps que je fais l´zouave
Miami’de mutlu bir hayat yaşadıkları yazıyor

Au fond d´la cave
Mahzenin dibinde

Paraît qu´y a pas d´sot métier
Aptalca olan bir meslek yok gibi görünüyor

Moi j´fais des trous dans des billets
Ben biletlerde delik açıyorum

J´fais des trous, des p´tits trous, encor des p´tits trous
Ben delikler açıyorum,küçük delikler,tekrar küçük delikler

Des p´tits trous, des p´tits trous, toujours des p´tits trous
Küçük delikler,küçük delikler,her zaman küçük delikler

Des trous d´seconde classe
İkinci mevki bilete küçük delikler

Des trous d´première classe
Birinci mevki bilete küçük delikler

J´fais des trous, des p´tits trous, encor des p´tits trous
Ben delikler açıyorum,küçük delikler,tekrar küçük delikler

Des p´tits trous, des p´tits trous, toujours des p´tits trous
Küçük delikler,küçük delikler,her zaman küçük delikler

Des petits trous, des petits trous,
Küçük delikler,küçük delikler,

Des petits trous, des petits trous
Küçük delikler,küçük delikler,

J´suis l´poinçonneur des Lilas
Ben,Lilas istasyonunda bilet kontrol memuruyum

Pour Invalides changer à Opéra
Artık kullanılmayan istasyonlar operaya dönüşür

Je vis au cœur d´la planète
Ben gezegenin merkezinde yaşıyorum

J´ai dans la tête
Kafamda bir 

Un carnaval de confettis
Konfeti şenliği var

J´en amène jusque dans mon lit
Bu şenliği yatağıma kadar götürüyorum

Et sous mon ciel de faïence
Ve fayanstan gökyüzümün altında

Je n´vois briller que les correspondances
Sadece aktarma trenlerinin parladığını görüyorum

Parfois je rêve je divague
Bazen hayal kurar,sayıklarım

Je vois des vagues
Dalgalar görürüm

Et dans la brume au bout du quai
Ve rıhtımın ucundaki  sis içinde

J´vois un bateau qui vient m´chercher
Delikler açtığım bu delikten çıkarmak için

Pour m´sortir de ce trou où je fais des trous
Beni aramaya gelen bir gemi görüyorum

Des p´tits trous, des p´tits trous, toujours des p´tits trous
Küçük delikler,küçük delikler,her zaman küçük delikler

Mais l´bateau se taille
Ama gemi kaçıyor

Et j´vois qu´je déraille
Ve raydan çıktığımı görüyorum

Et je reste dans mon trou à faire des p´tits trous
Ve ben,küçük delikler açmak üzere deliğimde kalıyorum

Des p´tits trous, des p´tits trous, toujours des p´tits trous
Küçük delikler,küçük delikler,her zaman küçük delikler

Des petits trous, des petits trous,
Küçük delikler,küçük delikler,

Des petits trous, des petits trous
Küçük delikler,küçük delikler,

J´suis l´poinçonneur des Lilas
Ben,Lilas istasyonunda bilet kontrol memuruyum

Arts-et-Métiers direct par Levallois
Levallois’dan doğruca Art-et Métiers istikametine

J´en ai marre j´en ai ma claque
Ben bıktım, usandım

De ce cloaque
Bu çirkef kuyudan

Je voudrais jouer la fille de l´air
Kasketimi  vestiyerde bırakmak

Laisser ma casquette au vestiaire
Ve kaçıp gitmek  istiyorum

Un jour viendra j´en suis sûr
Buna eminim,bir gün 

Où j´pourrais m´évader dans la nature
Tabiata kaçabileceğim gün gelecek

J´partirai sur la grand´route
Ana yoldan gideceğim

Et coûte que coûte
Ve ne pahasına olursa olsun gideceğim

Et si pour moi il n´est plus temps
Ve eğer artık benim için zaman kalmazsa

Je partirai les pieds devant
Buradan tabut içinde gideceğim

J´fais des trous, des p´tits trous, encor des p´tits trous
Ben delikler açıyorum,küçük delikler,tekrar küçük delikler

Des p´tits trous, des p´tits trous, toujours des p´tits trous
Küçük delikler,küçük delikler,her zaman küçük delikler

Y a d´quoi d´venir dingue
Beni deli eden bir şey  var

De quoi prendre un flingue
Bana silah aldıran bir şey

S´faire un trou, un p´tit trou, un dernier p´tit trou
Kendime bir delik açmak,küçük bir delik,son bir küçük delik

Un p´tit trou, un p´tit trou, un dernier p´tit trou
Küçük bir delik,küçük bir delik,küçük bir delik

Et on m´mettra dans un grand trou
Ve beni ,artık delikten bahsedildiğini,

Où j´n´entendrai plus parler d´trou plus jamais d´trou
Asla delikten bahsedildiğini duymayacağım büyük bir deliğe koyacaklar

De petits trous de petits trous de petits trous
Küçük delikler,küçük delikler,küçük delikler

*Lilas: Fransa’da,Paris yakınlarında küçük bir şehir
ve şehirle aynı adı taşıyan metro istasyonu
* Reader’s Digest : Merkezi Amerika’da bulunan ve
Dünya’nın bir çok ülkesinde yayınlanan beslenme ve 
sağlık konulu dergi. 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Aaron - Le Tunnel d'Or (Türkçe Çeviri) (Dinle)


Regarde il gèle, là, sous mes yeux
Bak hava buz gibi,burada gözlerimin altında

Des stalactites de rêve, trop vieux
Çok eski hayallerin sarkıtı

Toutes ses promesses qui s'évaporent
Başka bir gökyüzüne,başka limanlara doğru

Vers d'autre ciel, vers d'autres ports
Uçup giden bütün bu hayaller

Et mes rêves s'accrochent à tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerine tutunuyor

Je t'aime trop fort, ça te dérange
Seni çok aşırı seviyorum,bu seni rahatsız ediyor

Et mes rêves se brisent sur tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerinde paramparça oluyor

Je t'aime trop fort
Seni çok aşırı seviyorum

Mon ange, mon ange
Meleğim, meleğim

De mille saveurs, une seule me touche
Dudakların ağzıma hafifçe dokunduğunda

Lorsque tes lèvres effleurent ma bouche
Bin lezzetten sadece biri bana değiyor

De tous ses vents, un seul m'emporte
Gölgen kapımdan geçtiği zaman

Lorsque ton ombre passe ma porte
Bütün bu rüzgarlardan tek bir tanesi beni  götürüyor

Et mes rêves s'accrochent à tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerine tutunuyor

Je t'aime trop fort, ça te dérange
Seni çok aşırı seviyorum,bu seni rahatsız ediyor

Et mes rêves se brisent sur tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerinde paramparça oluyor

Je t'aime trop fort
Seni çok aşırı seviyorum

Mon ange, mon ange
Meleğim, meleğim

Prends mes soupirs, donne moi des larmes
İç çekişlerimi al,gözyaşlarını bana ver

A trop mourir on pose les armes
Çok fazla öldüğümüzden gözyaşlarını bırakırız

Respire encore mon doux mensonge
Tekrar nefes al benim tatlı yalanım

Que sous ton souffle le temps s'allonge 
Soluğunun altında zaman uzasın

Et mes rêves s'accrochent à tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerine tutunuyor

Je t'aime trop fort, ça te dérange
Seni çok aşırı seviyorum,bu seni rahatsız ediyor

Et mes rêves se brisent sur tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerinde paramparça oluyor

Je t'aime trop fort
Seni çok aşırı seviyorum

Mon ange, mon ange
Meleğim, meleğim

Seul sur nos cendres, en équilibre
Küllerimizin üstinde yalnızız,dengede duruyoruz

Mes poumons pleurent, mon coeur est libre
Ciğerlerim ağlıyor,kalbim özgür

Ta voix s'efface de mes pensées
Sesin düşüncelerimden siliniyor

J'apprivoiserai ma liberté
Özgürlüğümü terbiye edeceğim

Et mes rêves s'accrochent à tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerine tutunuyor

Je t'aime trop fort, ça te dérange
Seni çok aşırı seviyorum,bu seni rahatsız ediyor

Et mes rêves se brisent sur tes phalanges
Ve hayallerim senin parmak kemiklerinde paramparça oluyor

Je t'aime trop fort
Seni çok aşırı seviyorum

Mon ange, mon ange
Meleğim, meleğim
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Robbie Williams - Candy (Türkçe Çeviri) (Dinle)

I was there to witness
orada tanık oldum
Candice's inner princess
Candice'in içindeki prensese
She wants the boys to notice her
o erkeklerin onu fark etmesini istiyor
And bow to her poses
ve pozlarına selam vermelerini
She was educated
o eğitimliydi
Although I could not undertstand
anlayamama rağmen 
How she's got lots of different voices
onun nasıl bir sürü farklı erkek için
For lots of different men
bir sürü farklı sese sahip olduğunu
And I say
ve derim ki
Liberate your sons and daughters
kız ve erkek çocuklarınızı özgür bırakın
The bush is high
çalılık yüksek
But in the hole there's water
ama delikte su var
You can get some when they give it
onlar verdiklerinde biraz alabilirsiniz
If not then take it there's no limit
eğer öyle değilse alın gitsin sınır yok

Hey ho here she goes
hey ho işte o gidiyor
Either a little too high or a little too low
hem biraz yüksek hem biraz alçak
And don't stop to see my vertigo
ve baş dönmemi görmek için durma
She thinks she's made of candy
o şekerden yapılma olduğunu düşünüyor
Hey ho here she goes
hey ho işte o gidiyor
Either a little too loud or a little too low
hem biraz yüksek hem biraz alçak
She's a hurricane from the very first go
o ilk gidecek olandan bir fırtına
She thinks she's made of candy
o şekerden yapılma olduğunu düşünüyor

Ring a ring of roses
yüzük güllerden bir yüzük
Whoever gets the closest
en yakına kim yaklaşırsa
She comes and she goes
o geliyor ve gidiyor
As the war of the roses
savaş gülleri gibi
Mother was a victim
anne bir kurbandı
Father beat the system
baba sistemi yendi
By moving bricks to Brixton
tuğlaları Brixton!a taşıyarak
And learning how to fix them
ve onları nasıl onaracağını öğrenerek

Liberate your sons and daughters
oğullarınızı ve kızlarınızı özgür bırakın
The bush is high
çalılık yüksek
But in the hole there's water
ama çukurda su var
As you win
kazanırken
She'll bring the hole no luck
o çukura şans getirmeyecek
And if it don't feel good
ve eğer bu iyi gelmezse
What are you doing this for
bunu ne için yapıyorsun

Liberate your sons and daughters
oğullarınızı ve kızlarınızı özgür bırakın
The bush is high
çalılık yüksek
But in the hole there's water
ama çukurda su var
As you win
kazanırken
She'll bring the hole no luck
o çukura şans getirmeyecek
And if it don't feel good
ve eğer bu iyi gelmezse
What are you doing this for
bunu ne için yapıyorsun
What are you doing this for
bunu ne için yapıyorsun
What are you doing this for
bunu ne için yapıyorsun
 
 kaynak: sarkicevirileri.com

Trobar de Morte - Morrigan (Türkçe Çeviri) (Dinle)


She told me in my dreams, that she`d be with me.
She promised me that she`d take care of me for eternity.

Düşlerimde benimle birlikte olduğunu söyledi bana.
Sonsuza dek benimle ilgileneceğinin sözünü verdi.

She is death, she is life...my goddess, Morrigan!
She is death, she is life...my goddess, Morrigan!

O, ölümdür; O, hayattır... Tanrıçam, Morrigan! 
O, ölümdür; O, hayattır... Tanrıçam, Morrigan! 

She is the light that guides my in my uncertain destiny
She told me not to be afraid and to take her hand.

O, benim bilinmeyen kaderime rehberlik eden bir ışıktır
Bana korkmamamı ve elini tutmamı söyledi.

She is death, she is life...my goddess, Morrigan!
She is death, she is life...my goddess, Morrigan!

O, ölümdür; O, hayattır... Tanrıçam, Morrigan!
O, ölümdür; O, hayattır... Tanrıçam, Morrigan! 
 
 kaynak: sarkicevirileri.com